GEORG PAUL THOMANN – İşbirliğiyle oluşturulan bir komplonun kısa hikayesi

2000 yılının kışında muhafazakarların Avusturya’nın sağ hatta aşırı sağ kanat partisi Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ile yeni bir koalisyon oluşturmaya karar vermesi üzerine Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ile Muhafazakar Halk Partisi (ÖVP) arasındaki hükümet koalisyonu feshedildi. Bu durum Avusturya’da sağa büyük bir kayışa ve zoraki bir neo-liberal oluşuma yol açtı. Aylar boyunca insanlar, hükümete karşı protesto gösterileri yaptı ve sivil toplumun ani bir yeniden politizasyonu gerçekleşti.
2001 yazında Ljubljana (Slovenya) Modern Sanat Galerisi Müdürü Zdenka Badovinac, bizi Viyana’daki Monochrom ofisimizde ziyaret etti. Altı ay sonra bizimle yeniden temas kurdu. Bu kez bize aslen 2002 Sao Paulo Bienali’nin Avusturya katılımından sorumlu küratör olduğunu ve Monochrom’la birlikte çalışmayı istediğini bildirdi. 2002 Sao Paulo Bienali’nde Avusturya Cumhuriyeti’ni temsil etmek üzere bizi davet etti.
Küçük ama gereğinden fazla önemsenen gezegenimizde Sao Paulo Bienali, Venedik Bienali ve Kassel’deki Dokumenta’dan hemen sonra gelen üç büyük sanat sunumundan biri ve aynı zamanda güney yarı kürenin en büyük ve en önemli sanat sergisi. Sao Paulo Bienali, batılılaşmış dünyadaki coğrafi sanat yoğunluğunun bir karşıt-kutubu.
Bu tür bir egemenliğe karşı cesaret edilen ciddi duruş, Monochrom’un ırkçı Avrupalı mini bir devletin ulusal temsilcisi olarak olsa bile bu etkinliğe katılmaktan memnuniyet duymasının sebeplerinden biriydi.
Kısa bir görüşme sonrasında Avusturya’yı doğrudan temsil etmek istemediğimiz, onun yerine Bienal’e başka birini göndermek istediğimiz üzerinde karar kıldık. Seçimimiz, o sırada 57 yaşında olan öncü sanatçı Georg Paul Thomann’dı.
Thomann 1945’te Avusturya Vorarlberg’de doğmuştu. 1963’ten itibaren Viyana’da sanat okumuştu. Bunu Viyana’da gerçekleştirdiği birçok sanat projesi izlemişti. 1964-1980 yılları arasında Berlin, Paris, Münih, Palo Alto/California, New York ve Londra’da yaşadı ve çalıştı. 1980’de Viyana’ya geri döndü. Thomann çeşitli sanat bağlamlarında (kavramsal sanat ve performans sanatı, resim, fotoğrafçılık, video-art ve müzik gibi) faaliyet gösterdi. Birçok burs, ödül ve tanıma kazandı. Çeşitli üniversitelerde çağdaş sanat dersleri verdi. Bir yazar olarak sanat ve sosyopolitik konularla ilgilendi. Thomann, Avusturya sanat ortamında büyük fakat bir nevi gizli kapaklı bir oyuncuydu. Bütün bunlar, gerçekte Georg Paul Thomann diye birinin varolmaması, en azından fiziksel bir varlığının olmaması gerçeğiyle açıklanabilir. O bir sanat serüveni ve saf olmayan bir kurgu.
Zdenka Badovinac Federal Şansölye Ofisi’nin Sanat Bölümü’ne kararımızı bildirdi ve uygun bir sözleşme hazırlanmasını sağladı. Şansölyelik bizim tarafımızdan onaylanmamış herhangi bir basın beyanatı vermeye veya herhangi resmi bir açıklama yapmaya yetkili değildi, bunun aksinin gerçekleşmesi halinde ulusal temsil projesinden geri çekilme hakkımız saklıydı.
Ayrıntılı bir şekilde Thomann’ın yaşam öyküsünü oluşturmaya başladık ve Thomann’ın yaşamının türetilmesiyle altı ayı aşkın bir süre uğraştık. Bizim için Thomann, son 40 yılın sanatsal, popüler ve siyasi geçmişini araştırmada kullanılacak bir araçtı. Bu geniş alandaki çeşitli süreçlerin çözümlenmesi ve gözden geçirilmesinde uysal/söz dinleyen bir yardımcıydı; bunlar ister Martin Kippenberger’in 1980’lerdeki cinsel ayrımcı esrimeleri, ister Austropop’un ulusal-hayali içerikleri, ister Amerika’nın yabancı politikası veya siber-punk bilimkurgu teorileri üzerine replikalar olsun. Thomann referanslar ve altında yatan sahtelikle ağzına kadar dolu ve bizim tarafımızdan etraflıca kızartılmış şişman, davul gibi şiş içerikli, asılsız bir haber/ördek haline geldi.
Thomann’ın niyeti –Monochrom üyesi Frank Apunkt Schneider’in belirttiği üzere- “sanatın daha yakın geçmişini alaya almak ve şaşkın tutarsızlıklarını açığa vurmak değil (ki bu konu kendi kendiyle yeteri kadar ilgileniyor) daha ziyade klasik protrecilik geleneğinde olduğu gibi portresini resmetmek, gerçekte olduğundan biraz daha iyi gözükecek şekilde”. Bu durumda estetik yeniden dokunuş, sanatın daha yakın zaman geçmişini belki de bir nüans fazla görkemli bir anlam ve işlevle donatacak teorik bir dokunuşa dönüştü. Thomann büyülü mürekkeple doldurulmuş bir tür dolmakalem haline gelmişti. Sanatın “solcu” tarihinin tıkanmış ve silinmiş hatlarını görünür kılan bir büyülü mürekkep.
Bu bağlamda Thomann’ın gerçek külliyatı, bu uydurma yaşam öyküsüdür. Sadece küçük bir kısmı hatırlanabilir, saklanabilir, tarihselleştirilebilir veya gerçekten de müzeye konulabilir, büyük kısmı sokağın sefaletinde bırakılmaya mahkumdur. Resimler, müzik ve kamusal alanlardaki müdahaleler ile Avusturya sanat ortamının “enfant terrasé”ının varlığına dair diğer kanıtlar, bir bakıma hızla tüketilmelidir çünkü, onlar da casus filmlerindeki gizli mesajlara benzer şekilde dış dünyanın sosyofiziksel koşullarıyla temasa geçer geçmez eriyip gideceklerdir.
//// “O neo muhafazakar Avusturya b… için rhizom’n’blues-nigger’ı yapacak değilim. Bir bağlantısallık elde edemeyecekler. Lap-top’larını geleneksel deri pantolonlarının içine sokabilirler. Tek ellerine geçen dağlar, şişkin yükseklik ve eski köpek b… Ne yiyorsanız o’sunuz.” (Georg P. Thomann: Alıntılanabilir Şeyler Manifestosu’nun 3. Paragrafı, Viyana 2001.) ////
Thomann, “Avusturya” olarak adlandırılan bu küçük kar küresinin kuleleri arasından yeni çatılarına doğrudan bir sapıştı.
Peki ama bienal binasının Avusturya’ya ait beyaz küp odasında hangi projeyi sunulmalıydı?
Thomann’ın bienale yalnız başına gitmek istemediğine karar verdik. <Emredersiniz efendim, bunun ağını kurabilirim, efendim!> (Beatles’ın “we can work it out” şarkısına atfen <Takım ruhu gibi kokuyor, efendim!> (Nirvana’nın “Smells like teen spirit” şarkısına atfen) <Biz dünyayız, biz çocuklarız, efendim!> (USA for Africa’nın “We are the world” şarkısına atfen) adlı yerleştirme projesi, Avusturya’nın en yüksek dağının şekli verilmiş büyük ebatlı karışık malzemeli bir otoportreydi. Ve Thomann çalışmalarını dünyaya sunmak üzere dört genç sanat grubunu davet etti. Thomann sadece tüm Avusturyalı öncülerin baba-üstü figürü değil, hayır: “genç sanat” konum etkeni için de sanal bir turizm elçisi haline geliyordu. Söz konusu dört sanat grubu da -tabii ki- uydurmaydı.
//// “Sadece yaşıma istinaden bile ben bu yerleştirme projesindeki yekpare parçayım. Aslında, onları babası olabilirim ve evet olmalıyım da. Bu nedenle de kendimi hem bu projenin içindeki akılcı otorite olarak, hem de her şeye olgun bir haleti ruhiye ile bakan “yalnız zirve” olarak görüyorum. Buna karşılık onlar da genç. Kirlenmiş yüceliğim karşısında fikirleri, kavramları ve bedenleri ile dururken taptaze ve pembemsiler. O hala önlerinde uzanan engin yaşam süreleri. Yaşam öykülerinin bütünsel boşluğu/anlamsızlığı ve samimiyeti! William Somerset Maugham bunun üzerine yazmıştı. Tüm o gizemli ve sınırsız cinsellik. İşte buradayım, hasetinden kahverengine dönmüş bir sonbahar korusu gibi, burada olabilirim. Ama bunun için büyüğüm. Lanet olası fazla büyük. 12,460,629 fit yükseklikte.” (Georg P. Thomann: Alıntılanabilir Şeyler Manifestosu 2. Paragraf, Viyana 2001.) ////
Avusturya basını bölünmüştü ve neler döndüğünün anlaşılması belli bir zaman aldı. O sıralarda bazı gazeteler ve dergiler, temsil tuzağımıza düştü (yani konuyu araştırmadılar ve uydurmanın gerçek olduğuna inandılar) ve hatta bir sonraki tuzağa da düştüler, temsilden çıkma tuzağına (yani bir noktada alayın başından beri farkında olup da bilhassa açığa çıkarmamış gibi davranmak zorunda kaldılar). Günlük “Standard” gazetesinde Thomann’ın bir röportajında Avusturya Devleti Sanat Sekreteri Franz Morak’ı eleştirmesi üzerine, proje için öngördüğümüz bütçe artırılmadı. 1970’lerin sonuna doğru Morak ünlü Viyana Burg Tiyatrosu’nda bir aktördü ve aynı zamanda hafif bir Nina Hagen dokunuşu içeren Austro-Pop müziği yapıyordu. O zamanlar Thomann “sözde-eleştirel” olarak nitlendirdiği ilk Morak albümüne bir kapak tasarımı yapmayı reddetmişti. Morak (gerçek olanı) bu yorum nedeniyle çılgına döndü. Kayda geçmemesi koşuluyla bu, yaklaşık 35,000 Euro’luk bir kayıp anlamına geliyordu.
Mart 2002’de Thomann’ın neredeyse 500 sayfa kalınlığındaki yaşam öyküsü tam zamanında yayınlandı ve bienal başladı. Monochrom kadrosu Sao Paulo’ya kurulum ekibi olarak gidiyordu. Orada yaygın dışlanma mekanizmasının olağan düş kırıcı tablosuyla karşılaştık. Mega-sanat yapılarının katı hiyerarşisi anında anlaşılabiliyordu: Bienal Kurulu, gözde küratör, gözde sanatçı, küratör, sanatçı, teknik kurulum ekibi, sergi rehberi, vs.
Biz masaları tersine çevirdik: İdari personel, gazeteciler veya küratörler Thomann’ın nerelerde olduğu hakkında soru sorduklarında sinirli yanıtlarımız; onun şu ana kadar ortaya çıkmayı umursamadığı ve -söylendiğine göre- tüm gün boyunca otel odasında porno izlediği için hiç bir şeye yardım etmediğiydi. Bu arada teknik ekibin üyeleri ve rehberler, projenin temel fikri hakkında bilgilendirilmişti. Onlara Thomann’ın varolmayışı hakkında da ayrıntılı bilgi vermiştik ama bilgilerini ne şekilde kullanacakları hakkında onlara herhangi hiyerarşik bir talimatta bulunmamıştık ve uydurmayı ortaya çıkarmak ile hikayeyi döndürmeye devam etmek arasındaki seçimi onlara bırakmıştık. Birçok kişi, ikincisini yapmaktan zevk aldı ve en nihayet kabaran bir gayzer, çeşitli yollardan patlak vermeye ve sürekli yeni dedikoduların ortaya çıkmasına neden olana kadar, duyulmuş bilgilerin farklı versiyonlarını anlatmaya devam ettiler.
Thomann’ın bienaldeki her yerde olma durumu, mutlak surette sanatsal siyasi ve işbirlikçi bir komplo olarak okunmalıdır.
Meydana gelen zengin olaylar havuzundan küçük bir anekdot: sergi katalogları bize verilmedi, çünkü onlar sadece Georg Paul Thomann’a şahsen verilebiliyordu.
Serginin nasıl işlediğine dair temel ilkeler, hem ürkütücü hem de aynı zamanda bilindikti: sanatın kurulduğu birçok küçük beyaz kutucuk. 80’den fazla ülkeden gelen sanatçılar arasında pek bir temas yoktu. Herkes kendi küçük dünyasını inşa etmekle meşguldü. Sonra, nihai kurulum aşaması sırasında yanıbaşımızda gerçekleşen bir olaydan, kopyalanmış bir not aracılığıyla haberdar olduk.
Bir yıl önce, Chien-Chi Chang Tayvan’ın resmi temsilcisi olarak bienale davet edilmişti. Ama sonra, açılıştan üç gün önce, -yapışkan harfler- başlığı sanal olarak bir gecede odasından kaldırıldı. “Tayvan” etiketi yerine “Taipeh Güzel Sanatlar Müzesi” etiketi yerleştirildi. Ama Chien-Chi Chang için Tayvan’ın resmi temsilcisi olma statüsü çok önemliydi çünkü fotoğraf yapıtı, doğrudan Tayvan’daki insanlık dışı psikiyatrik sistemle ilgiliydi.
Chien-Chi Bienal idaresi ve baş küratör (Alman Alfons Hug) ile temasa geçmeye çalışıyordu, ama başarılı olamadı.
İletişim reddedildi.
Bundan sonra, açık bir mektup yazmaya karar verdi, ama tüm küçük beyaz sanat peteklerinin yaratıcı sakinleri -artık protesto amacıyla bienali terketmek isteyen- sanatçının düş kırıklığıyla pek ilgili gözükmüyorlardı.
Biz durumla ilgiliydik ve biraz araştırma yaptık. Çin delegasyonunun katılımlarını geri çekme ve ağır diplomatik sorunlar çıkarma tehdidinde bulunduğunu öğrendik. Onlara göre Tayvan açıkça bağımsız bir ülke değildi (Tek bir Çin politikası) ve bu mesajın çıkarılması için bienal yönetimine baskı yapmışlardı.
Yönetim bu uluslararası skandalı halka duyurmadı ve tavırlarını belirleyenin ne olduğu da oldukça açıktı: süper güçlerin orada kalmasını sağlamak. Dönem.
Monochrom Chien-Chi ile dayanışmaya karar verdi. Sanatçıların sanat piyasasının yapısı, sergi müessesesi ve bunları içeren ekonomi dünyası tarafından onlara dayatılan parçalanma ve yalnız bırakılmayı ille de içselleştirmeleri gerekmediğine dair bir örnek oluşturmak istedik. Ancak bize göre bu, ne Tayvan tarafından temsil edilen batılılaşmış-ekonomik emperyalizmin ne de Çin’in eski Stalinist emperyalizm öğretisinin yanında yer almakla ilgili değildi. Bu; bütünlük ve dayanışma, işbirliği içinde yapılan bir hareketle ifade etmeyi seçtiğimiz değerler hakkındaydı.
Çeşitli ülkelerden sanatçılarla beraber bir dayanışma kampanyası başlattık: Katılan her ülkenin imzasından bazı yapışkan harfler aldık ve bunları Chien-Chi Chang’a verdik. Monochrom Avusturya’nın “t”sine sponsorluk yaptı, Kanadalılar ise üç “a”larından birini verdi. Diğer katılımcı sanatçılar, Hırvatistan, Singapur, Porto Riko ve Panama’dandı. Başka ülkelerden birçok sanatçı ve küratör, kendi ifadeleriyle doğacak “olumsuz sonuçlar”dan korktukları için kampanyayı desteklemeyi reddetti. Ama en azından bazı sanatçılar, sert bir şekilde onların işini ve emtia olarak kişiliklerini simgeleyen öz göndergesel ve dar görüşlü ulusal temsil küpü odacıklarından çekip çıkarılmış oldu.
Bir süre sonra Chien-Chi Chan’ın küp odasının dış duvarına eğik ama okunaklı bir “Tayvan” yazısı iliştirmeyi becerdik. Çok sayıda gazeteci kampanyayı dikkate aldı ve Chien-Chi sergisinin açılışını tezahürat eden bir izleyici kitlesinin karşısında yaptı. Birkaç saat sonra, güvenlik görevlileri harfleri tekrar yerinden sökmüştü. Tekrar söküleceklerini bilsek de harfleri geri taktık. Sonra stratejimizi değiştirdik. Bunu izleyen gün, halka bir dayanışma dans gösterisinin duyurusunu yaptık. (Saat 4’te burada buluşacak ve radikal bir dans gösterisi gerçekleştireceğiz, “Tayvan” sözcüğünün dansını yapacağız); birçok güvenlik memuru buna engel oldu. Mega-serginin kalan iki ayında güvenlik memurları müdahaleleri önlemek üzere sürekli Chien-Chi’nin küpünün önünde nöbet tuttular.
Birkaç gün sonra, Çin ve Tayvan gazetelerinin bu kampanyaya büyük yer ayırdığını öğrendik. Tayvanlı gazetelerden biri manşet olarak şu ifadeyi kullanmıştı: “Avusturyalı sanatçı Georg Paul Thomann ‘Tayvan’ı kurtardı.” Diğer bir deyişle, varolmayan bir sanatçı, görünmezliğe itilen bir ülkeyi kurtarmıştı. Hani postmodernizm radikal olamazdı?
-Basın mensupları, bienalin idari kurulu veya Çin ya da Tayvan hükümetleri- dışarıda hala kaç kişinin bizim Thomann kurgumuzun ağına düştüğünü bilmiyoruz. Avusturya’nın Federal Şansölye Ofisi’nin Sanat Bölümü’nden de herhangi bir resmi geribildirim almadık buna ilişkin.
Sonsöz: Georg Paul Thomann 21 Temmuz 2005’te Tirol eyaletindeki küçük Avusturya kenti Hall yakınlarındaki Inntal Otoyolunda bir kazaya karışıp bir kişiye yardım etmeye çalışırken hayatını kaybetti. 26 Temmuz’da aynı kentte, tesadüfen bir akıl hastalıkları hastanesinin yakınlarında toprağa verildi. Mermer mezar taşı, dünyada üzerinde kazınmış adres belirtgeci (URL) bulunan ilk mezar taşıdır.
Sonunda varolmayışını sona erdirebilmişti, bir bakıma bizim oğlumuz olan bir baba-üstü figürü öldürmek için iyi bir fırsat, ama durun burası zaten Freud’un anavatanı değil mi?
Kasım 2005’te Hall’den birisi bizi Thomann’ın mezar taşının parktan kaldırılması gerektiğini söylemek için aradı. Yakınlardaki akıl hastalıkları hastanesinin hastaları Thomann’ın mezarına çelenkler ve çiçekler koymaya başlamış ve sık sık çok sayıda hasta mezarının önünde diz çöküp onun için dua ediyormuş. Buna son vermek için hastanenin müdürü önce mezarı bir örtüyle kapattırdı, sonra da mezar taşı yerinden kaldırıldı ve küllerin içinde bulunduğu plastik kupa da mezardan çıkarıldı. Mezarın Hall’de başka bir yerde yeniden yapılması konusunun halen görüşüldüğüne inanıyoruz.
İNANMAK İSTİYORUM