Metahaven

Çiviyazısı (İdeografi)

Bu projede çiviyazısını araştırdık; Sümerler tarafından geliştirilen ve sonrasında da kadim Yakın Doğu halkları tarafından benimsenen bir yazı sistemi. Bu halklardan biri Anadolu’ya hükmeden ve Sinop’u (Sinope) liman olarak kullanan Hititler’di.

Çiviyazısı, ekonomik işlemleri kayıt altına almanın bir yolu olarak ortaya çıktı. Başlangıçta çiviyazısı tamamen ideografikti (veya logografik) – harfleri nesnelerin resimlerinden oluşuyordu. Zaman içinde çiviyazısının farklı dillere uyumlandırılması gerektiğinden, özgün ideogramlar yeniden kullanıldı ve sözcükleri oluşturan heceleri temsil edecek şekilde uyarlandı. Çiviyazısının talihsizliği ilk ideogram dizisinin sınırlamalarının ve ticaretteki temelinin üstesin- den gelinememesiydi. Buna rağmen ideogramlar, yaklaşık 3000 yıl amaçlarına hizmet ettiler.

Biz, halka açık bir şifreleme biçimi olarak Hitit çiviyazısı işaretlerini Sinop duvarlarına afişle astık. Serifli, sıkıştırılmış, döngüsel işaretler kullanılarak çiviyazısının dizgisel bir yorumu yapıldı. Çiviyazısından şifre çözümü yapılması eylemi, kişinin geçmişi açmasını gerektirir, işaretleri okumak tarihi araştırmak demektir.

Çiviyazısı (İdeografi), tarihsel ve tarihsel-sonrası yapı olarak adlandırdıklarımızı yan yana koymaya çalışır. Yerleşik, kopyalanamaz, tercüme edilemez veya bağlamsızlaştırılamaz ve yerle zamanın belli özelliklerine mecbur olmaları bakımından, çiviyazısının yanısıra şehir

duvarlarını, arkeolojik bulguları, harabeleri, dilleri, anıtları, din, mitoloji ve çeşitli siyasi ide- olojileri tarihsel yapı olarak düşündük. Diğer yandan, tarih sonrası yapı yazılımın, barkodların ve bilgi ağlarının, reklam kampanyalarının, havaalanlarının ve tatil oteli zincirlerinin alanı. Tarih sonrası yapı tarihsel veya coğrafi özelliklere, politika veya dine dayanmaksızın yinelenip yayılıyor. Nesneler zamansız ve mekansızdır. Tarih sonrası dünya, enformasyon ekonomisinin, dikkat ekonomisinin dünyası, akışların alanı. Karadeniz kıyısında gerçekleşen bu bienal, bir dereceye kadar tarihsel ve tarih sonrası dünyalar arasında bir yüzleşmedir.

Baştan sona kullanılan (ve bazen de saf tarih sonrası bir tarzda esnetilen ve biçimi bozulan) yazı karakteri Univers’dir. 1957’de Adrian Frutiger tarafından tasarlanan Univers yeni bir akılcılık çağı için, ev aletleri kullanım kılavuzundan, havaalanı tabela sistemlerine kadar her ölçekte kullanılmaya uygundu.

Tarih sonrası dünyanın kilit simgelerinden biri barkod sistemidir. Barkodlar nesnelere iliştirilmiş grafik kodlardır. Barkod nesne hakkındaki bilgiyi kodlar. Bu bilgi, kod elektronik bir alet aracılığıyla tarandığında görülür hale gelir. Çeşitli yazarlardan bazı alıntıları Aztek barkodlarına dönüştürdük. Bu tür bir barkod, merkezi bir kare işaretinin etrafında gelişir ve bir Aztek tapınak yapı kompleksini andırır. Yazarlar sadece ad ve soyadlarının baş harfleriyle (M.F. veya A.G. gibi) belirtiliyor. Hapishaneler, ideoloji, toprak ve sınırlar hakkındaki metinlerin barkodlarla şifrelenmesi eylemi tarihsel-sonrası yapıyı ters yüz ederek bu yapıya karşı psikolo- jik bir mikro başkaldırıya yol açıyor.